top of page

İnsanın Fabrika Ayarları -3- Sinan Canan

  • Yazarın fotoğrafı: HBDivarcı
    HBDivarcı
  • 21 Nis
  • 2 dakikada okunur

Unutmayalım ki şükür, gayretin sonucunda elde edilenlere karşı hissedilince çok daha manidar, çok daha tatmin edicidir.


Soyut kavramlarla düşünebilme becerisine sahip yegâne yaratık olarak insanın ruhunda taşıdığı en önemli temel ihtiyaçlardan biri de 'olan bitenlere tutarlı bir anlam' verebilme ihtiyacıdır.


İnançlar, yaşama dair anlam çerçeveleridir. Açıklama sunmazlar; oluşların mekanizmalarıyla ilgilenmezler, bizi ''aydınlatmazlar.'' İnançlar, bu karmaşık ve yabancı dünyadaki varlığımızın anlamına dair temel bir zemin sağlarlar. Yalnızlığımızdan, varoluş kaygımızdan, faniliğimizin getirdiği bunalımlardan bizi etkin olarak korurlar. Çoğu dindar insanın '' inancını kaybetme'' ihtimalinden, ''ölüm''den daha fazla korkması, belki de bundandır.


Zira insan için anlam, yaşamsal bir ihtiyaçtır ve bunu kaybetmek, çoğu insan için yaşamla bağdaşmaz bir zihinsel karmaşa doğurur. Yaşamın anlamsızlığından şikayet ederek biyolojik ihtiyaçlarını göz ardı edebilen, yemeden içmeden kesilebilen veya uykusuz gecelerde kara kara düşüncelere dalabilen bir başka canlı hayal etmemiz imkânsızdır. Bu tuhaflıklar, sadece bize özeldir.


Neyin içine doğduysak ona tâbi olur veya ondan kaçmak için enerji harcarız. Kabul ettiysek ''nihai doğru'', reddettiysek, ''en büyük yanılgı'' bizim için artık o inanç sisteminin ve onun içerdiği her şeyin özetidir.


Çok az insan okuryazar olduktan, aklı başına geldikten sonra bir durup da inançlarının kökenlerini araştırmaya, doğruyla yanlışı ayırt edip kendi inancına dair incelikli sorgulamalara girmeye cesaret edebilir. Bu zordur çünkü ''hayatınızın anlamını anlatan temel zemininizle'' oynamanızı gerektirir.


İnsanların inançları eleştiriye kapalı konulardır. İnançları eleştiremezsiniz. Eleştiri, düşünce ve fikirlerin akıl ve mantık süzgecinden geçirilerek incelenmesi ve yargılanması süreçlerine dayanır. Halbuki inançlar, çoğu zaman düşünce ve gözlemlere dayanmaz. İnançların sonucunda düşünce, fikir ve davranışlar ortaya çıkabilir. Bunlar da eleştiri konusu olabilir ama inançların bizzat kendisi eleştiri dışıdır.


Bir konuda herhangi bir inanca sahip olmamak diye bir iddia temelsizdir. Zira hayata anlam veren kabullerimiz, ister Tanrı inancına isterse her şeyin kaza eseri ortaya çıkan bir şanslı piyango olduğuna dayansın, temel kökleri itibariyle fizik ötesi inançlardır.


İnançlar dünyaya anlam verme yöntemleridir. Bu anlam sadece inananı bağlar. Kendi inanç çerçevemizden bakınca diğerlerinin farklı inançlarının bize cahilce yahut mantıksız gelmesi doğaldır. Ama onlar için de aynı şey geçerlidir: Bizim inançlarımız da kritik edilecek olsa tonla açıklanamaz ön kabule ve metafizik varsayıma dayanır. Kafası çalışan, aklı yerinde olan herkesin bir ''inancı'' vardır ve tüm inançlar için bu eleştiri muafiyeti geçerlidir.


İnançlar ne zaman bir sisteme, başka insanların hayatlarına etki eden fikir, görüş ve uygulamalara kapı açar; işte o zaman bunları tartışmak, faydalı faydasız, mantıklı mantıksız diye tasnif etmek mümkün, hatta gerekli olur.


Farklı inanç gruplarına baskı aracına dönüşen her türlü inanç(veya inançsızlık) insanlık suçudur ve sonuna kadar mücadele edilmesi gereken bir toplumsal kanser tipidir.


Fakat kişinin kendi hayatına anlam vermek için temel aldığı inançlar, kendisini ilgilendiren tüm konularda eleştiri dışıdır. ''Ben başka türlü inanıyorum'' demekte sonuna kadar özgür olmamız gerekirken, başkalarının inançları için ''böyle inanç olmaz'' demekle büyük aptallık yapmış olacağımızı da sıklıkla hatırlamamız gerekir. Uygulamaları eleştirebiliriz ama inançları asla!


Başkalarının inancının geçerliliği, hakikatle olan ilişkisi, mantıksal veya kanıta dayalı olma derecesi bizim sorgulamamıza açık konular değildir. Zira bütün inançlar sorgulanmamış, sınanmamış, deneyimlenmemiş toplumsal kabul örüntülerinden bizlere yansıyan karmaşık ''potpuri''lerdir ve hepimiz inancımızı zaman içinde kendimizce şekillendiririz.


İnançların tartışma, siyaset veya ihtilaf konusu olarak ortaya çıktığı her dönemde ise buna maruz kalan toplumlar hastalanır.

 
 
 

Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

05397214750

©2020, hbdivarci tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page